• P.O.

İnsan acısını başka nasıl eskitebilir ki?


“İnsan acısını başka nasıl eskitebilir ki?” dedi.. O an İclal’i neden bu kadar sevdiğimi anladım.

Dayımın aramızdan ayrılışı hem çok hızlı hem de çok yavaş olmuştu. 2019 yılının Ekim ayında kendini belli eden bir rahatsızlık, Kasım’da hastane tetkikleri ve tedavi başlangıcı sonrası 18 Aralık’ta vedalaşma..

Fırtına gibi geçen 1,5 ay içerisinde her şey göz açıp kapayıncaya kadar olup bitmişti. Öte yandan o günlerin her saniyesi ailece en derinlerimize dikenlerini batıra batıra iz bırakmıştı.

Annem, abim ve ben üçlü bir ittifakla hem tedavi için en doğru kararı almaya çalışıyor, hem de böylesi bir kriz anında birbirimizin, 99 yaşındaki anneannemin duygu savruluşlarını göğüslemeye çalışıyorduk. Birbirimize kenetlenmiştik ve öte yandan birbirimizden çok farklıydık.

Bazı insanlar bu tür travmalarda kendi acısıyla başa çıkmaya odaklanırken, bazıları da sevdiklerinin daha fazla acı çekmemesi için onları rahat ettirmeyi kendine görev biliyor. Ben ikinci sınıfa dahil olduğumu pek de memnun olmayarak fark ettim. Meğer en yoğun hissettiğim duyguları dışarıya en az gösterebiliyor, onun yerine bütün hücrelerime yüklüyormuşum..

Bu konuda babama benzediğimi düşünüyorum.

Dayımın çocuğu yoktu, abim ve ben vardık. Bizim için keyif ve yol göstericiliği birlikte yaşayabildiğimiz bir baba yarısıydı o. Bu aniden beliren rahatsızlık döneminde hem annemin ve anneannemin kardeş ve evlat kaybetme korkularıyla, hem de benim çocukluğumdan beri hayranlık idolüm olan bir figürün gözümün önünde gitgide güçsüzleşmesiyle başa çıkmak çok zor oldu. Gerçek dostlarım yanımda olmasaydı çıkabilir miydim, sanmıyorum..

O 1,5 ay hayatımda yer alan herkesin benim için kendi yerini yeniden tayin ettiği bir süreç oldu. Sebep sonuç ilişkilerine göre hayatını düzenlemeye çalışan biriyim ama ilişkilerde hesap kitap hiçbir zaman tutmadım. Karşılık bekleyerek bir şey yapmayı sevmem, samimi bulmam. Bu yüzden kantara konduğunda genelde daha çok veren tarafta olurum, bunun da zenginliğine inanırım.

Lakin, her şeyde olduğu gibi, dostlukta da alma verme dengesini tutturamadığımız zamanlar hayat bizim yerimize kartları yeniden karıyormuş, öğrendim.

Bir insanın seni gerçekten sevdiğine emin olmak için onunla geçirdiğin uzun yıllar değil, paylaştığınız derinliği sana kısacık bir an bile hissettirmesi yeterliymiş. Ben orada değilken İzmir’de dayımın hastane odasına götürülen bir tas ev yapımı çorba, uyumadan önce günümün özetini dinlemek için her akşam “peki sen nasılsın?” diye çalan telefon, “ben annenle ilgilenirim sen kendin güçlü olmaya bak” diyen sıcak bir kucak, cenazede bir an bile elimi bırakmayan eller ve bazen hiç konuşmadan sadece gözümün içine bakarak, anlatıp içimi dökmem için beni yüreklendiren bir çift nemli yeşil göz.. Bu gerçek dostlarımın hepsine bana kendimi bu kadar değerli hissettirdikleri için minnettarım. Sayelerinde dünyanın en zengin insanı gibi hissediyorum.

Yeri geldiğinde öncelik tahtına kendi beklentilerini değil, karşındakinin duygusal ihtiyaçlarını oturtabilenler en gerçek olanlarmış; ve böylesi sarılıp sarmalanmak ne kadar kıymetliymiş.

Aslında tüm ilişkilerin temelinde doğru zamanda doğru önceliği yaparak, birbirinin ihtiyacı

neyse onu verebilmek yatıyormuş, yaşayarak tecrübe ettim.

Araya giren pandemi, yalnız geçen aylar ve sevdiklerimizle sadece ekrandan kurulabilen iletişimler sonrası yavaş yavaş hayata döndük. Bir süredir Urla’da arkadaşım İclal’in evinde misafirim, cenazeden beri ilk defa görüşüyoruz.

Zaman kaygısı olmadan saatlerce süren, birbirimizin en derin sevinç ve korkularını şeffafça paylaştığımız doyurucu sohbetlerimizin birinde kendimi yine dayımın gidişini anlatıp ağlarken buldum. Üzerinden 6 ay geçti ama insan sevdiklerine hiç veda etmiyor ki..

“Kusura bakma arkadaşım, hala aynı şeyleri dönüp dönüp anlatıyorum sana” dediğimde verdiği cevapla adeta kalbime sarıldı:

“Elbette anlatacaksın, anlatacağız. Yoksa insan acısını başka nasıl eskitebilir ki?”

Her bir zerremle dilerim ki neyin kıymetli ve öncelikli olduğunu görecek hassasiyetimizi hiç kaybetmeyelim ve acımızı eskitebildiğimiz, sevincimizi katlayabildiğimiz gerçek dostlarımız hayatımızdan eksik olmasın.

13 Temmuz 2020 / Urla

1,920 görüntüleme
  • White Instagram Icon
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now